Lizbon Akdeniz’in en muhteşem şehirleri arasında yer alıyor. Ortacağ yapıları, eski dar sokakları, antik tramvayları ile ruhunu kaybetmemiş Lizbon’a, hayran kalmamak elde değil. 7 tepe üzerine kurulmuş, şehrin ortasından geçen Tejo nehri ile İstanbul’u andırıyor. Bizde ki gibi çarpık yapılaşma ve betonlaşma yok tabi . Portekizli şair Pessoa aşık olduğu Lizbon’u öyle güzel anlatmış ki dizelerinde; Bir sevgiliye duyulan aşk gibi, özlem gibi. Lizbon sokaklarında, Fado müziğinin o kederli hüzünlü hikayerini fısıldar rüzgar. Bu tarihi şehri keşfedince büyülenip tekrar gelmek isteyeceksiniz.

Lizbon’da tarihi yapılar

Lizbon Katedrali

1147 yılında Kral I.Alfanso tarafından yaptırılan katedral bir çok mimari tarzı birarada içeriyor. Bu yapısı ile Avrupa’da en ilgi çekici ve kadetraller arasında.

Belem Kulesi

Şehir merkezinden 2.5 km uzaklıkta bulunana kule görülmeye değer önemli yapılar arasında. Coğrafi keşifler döneminde, okyanusa açılan gemilerin bulunduğu limanda inşa edilmiş.Yaşanan büyük depremde oldukça zarar görmesine rağmen tarihi dokusu ile hala ayakta.

Jerominos Manastırı

Belem semtinde bulunan tarihi manastır Lizbon’un sembolik yapıları arasındadır. Rönesans, Manuelin, Plateresque mimari tarzıyla UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmiştir. 1850 yılında yapılan restorasyon çalışmasında ekleme yapılarak günüzmüzde faliyet gösteren Akeoloji ve Denizcilik müzesi yer alır.

Santa Justa Asansörü

Lizbon’da şehir ulaşımını kolaylaştırmak için inşa edilen Asansör tarihi turistik yerler arasında ilgi görüyor. 1902 yılında inşa edilen asansör 47 metre yüksekliğinde ve Eyfel ile ayn tarzda inşa edilmiş . Üst tarafta bulunangözlem balkonu şehrin en muhteşem manzarısına hakim .